Linux: 30. Yılına Bir Linux Yazısı

Linux
Spread the love

İlk ortaya çıktığı 1991 yılından bu yana 30 yıl geçmiş olan Linux, 25 Ağustos 1991’de doğduğunda, şüphesiz ki 21 yaşındaki Linus Torvalds için bir hobiden daha fazlasını ifade ediyor olmalıydı. Bugün ise, Linux topluluğunun on milyonlarla ifade edilebilecek sayıda güçlü bir kullanıcı kitlesine sahip olduğu tahmin edilmektedir.

30 yıl önce, yani başlangıçta, Linux bilinci henüz tam olarak şekillenmemişti. O zamandan beri Linux, birçok büyük ve küçük işletmenin bel kemiği haline geldi. Devlet sistemlerine kuruldu, dünya çapındaki cihazlara yerleştirildi, sunucuların vazgeçilmezi oldu, hatta süper bilgisayarları çalıştırdı. En nihayetinde macOS ve Windows işletim sistemine uygun bir alternatif haline geldi. Yazılım geliştiricileri, Linux’u diğer tüm işletim sistemlerinden daha fazla donanım platformuna taşıdılar.

Linux ailesinin bir üyesi olan Chrome OS, gittikçe Linux ve Android uygulamalarını çalıştırabilen Chromebook’ların popülaritesini artırıyor. Yakında Windows Uygulamalarını çalıştırma yeteneği Chrome OS’a gelirse, bu hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Microsoft, işletim sistemine Windows içinde Linux çalıştırma özelliğini ekledi.(WSL) Tüm bu teknolojik gelişmeler, bütün bilgi işlem platformlarını Linux ile daha fazla birbirine bağlayacak bir hareketi tetikliyor. İşte bütün bu gelişmeler, Linux platformunun esnekliğini ve artan popülaritesini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Birçok insan, aslında farkında olmadan Linux kullandığını bile bilmiyor. Bu, Linux’un bugün her yerde olma başarısının bir başka örneğidir. Bu habersiz kullanıcılar, Linux hakkında bir şeyler öğrendiklerinde de, Linux masaüstüne geçmeye açık hale geliyorlar.

Linux’un sunduğu en çekici özelliklerden biri fiyatıdır, çünkü tamamen ücretsizdir. Kullanıcılar yüzlerce dağıtımın en güncel versiyonlarını indirebilirler. Hatta, kendi dağıtımlarını bile oluşturabilirler.İşletmeler, eğer talep ederlerse, ücretli destek hizmeti alabilirler.(Linux ücretsizdir; eğer istenirse, destek için ücret ödenebilir.)

Linux’un diğer bir  avantajı, binlerce ücretsiz, tam işlevli uygulamayı indirip çalıştırabiliyor olmasıdır. Çoğu durumda yazılımın kalitesi, iyi bilinen Windows uygulamalarına eşittir veya üstündür.

Linux’u kurmak ve yapılandırmak ilk zamanlarında kolay olmaktan çok çok uzaktı. Kurumsal kullanıcıların çözümler üreten ve tasarlayan konunun uzmanı çalışanları vardı. Ancak kurumsallaşamamış işletmeler ve ev kullanıcıları çokça mücadele etmek ve çevrimiçi yardım forumlarından çözümler almak zorunda kaldılar. Linux’un ilk zamanlarından kalma bu kötü şöhreti, maalesef hala devam ediyor olsa da, çoğu modern Linux sürümü için bu artık kesinlikle geçerli değildir.

Günümüz Linux kullanıcıları, Linux dağıtımlarının çoğunu, ya sorunsuz, ya da çok az bir sorunla kurup kullanabiliyorlar.Kullanıcı deneyimi, kullanıcının yazılım ve bilgi işlem prosedürlerine olan aşinalığına bağlı olarak genellikle sorunsuz gerçekleşiyor.

Linux’la tanışmam, 2000li yılların çok başında oldu, ilk defa bi teknoloji öğretmeni arkadaşımdan duydum Linux sözcüğünü.Çok ta aklımda kalmamışken, 2003’tü yanılmıyorsam, bir teknoloji dergisinin vermiş olduğu Fedora Core(Şimdiki adıyla Fedora) cd’leriyle hayatıma girdi.Yine o dönemlerde Mandriva ile tanıştım.Çok cesur bir kararla bilgisayarıma kurduğumu hatırlıyorum.Sonrası, bugünlere taşınan bir Linux yolculuğu!

İlk günler nasıl da çabalamıştım öğrenmek için… Bambaşka bir dünyaydı, ama hiç pes etmedim.Araştırdım, inceledim, okudum, forumlarda saatlerimi harcadım… Hiç unutmuyorum HP yazıcımı Pardus’ta forumlar yardımıyla tanıtıp kullanmaya başlayınca yaşadığım mutluluğu. İnanılmazdı o günler.

Bir Linux dergisi bile yayınlanıyordu o günlerde, bir sayısını almıştım, adını da hatırlayamıyorum şimdi. Saklamamış olmamdan nasıl da pişmanlık duyuyorum hatırladıkça.

Zamanla Linux, Microsoft platformumun yerini aldı. Sahip olduğum bazı Windows uygulamalarını kullanmak için hiç Wine’ı kullanmadım.Bunun yerine, Windows programları için uygun olan Linux çözümlerini keşfettim.Şu an, MS Windows ile ne yapabiliyorsam, aynılarını Linux ile de yapabiliyorum. Bazı spesifik durumlar için Windows dual boot olarak bilgisayarımda duruyor olsa da, Linux dağıtımları olgunlaştıkça ve Linux yazılımı geliştikçe, artık uyumluluk sorunları konusunda endişe duymuyorum. Tam da bu noktada, Linux masaüstünü kişisel çalışma rutinlerime entegre ettim. Microsoft Windows bağımlılığımdan geriye kalanları bir kenara attım ve tamamen Linux’a geçtim.

Asla arkama bakmadım. Linux, beni asla hayal kırıklığına uğratmadı ve uyumluluk büyük bir sorun olmadı.

Gerekli olan sadece biraz cesaret ve gözünü karattarak ilk adımı atmak, gerisi kararlı olmaya bakıyor!

Yukarıda ima ettiğim gibi, kendi Linux devrimimi başarıyla gerçekleştirdim. Bunu gerçekleştirirken, Linux’un gelişme ve büyüme evrelerine, önemli dönüm noktalarına şahit olmaktan(başından beri olmasa da en azından belli bir noktadan itibaren) şimdi büyük mutluluk duyduğumu gururla söyleyebilirim.

Sunucu işletim sistemi tartışmaları 1999’da başladı. Linux sonunda zirveye çıktı. Linux bugün hem web sunucusunu hem de bulut alanını yönetiyor.

Linux’un Windows’a alternatif olmasının temelinde ve zirvesinde popülerliğiyle Ubuntu yer alır. Debian Linux üzerine inşa edilen Ubuntu Linux, popüler bir Linux masaüstü seçeneği haline geldi. Büyük ilgi gördü ve halihazırda büyük bir Ubuntu ekosistemine sahip.Son yıllarda Ubuntu temelinden yola çıkan Linux Mint te başarılı bir şekilde Linux’un bayrağını taşıyor.

Bugüne kadar, Linux masaüstü kullanıcı tabanı büyürken, kullanım oranı hiçbir zaman Microsoft Windows’u sollamaya yaklaşmadı.Bu da bir gerçek!

Yine de, Linux ile ilgili diğer ilginç teknolojiler devreye girdi. Örneğin, Android. 2011’de de Chromebook’ların yükselişi dikkatleri Linux masaüstüne daha fazla çekti. Google, Chrome OS web tarayıcısı işletim sistemiyle ilk Chromebook’u tanıttı.

Sonra sanal sunucular … BT departmanları  sunuculardan ve veri merkezlerinden sanal sunuculara geçmeye başladı. Linux erken dönemde burada da çoktan güçlü bir yer edinmişti.

İlginçtir, Microsoft bile Linux’u bir kanser olarak görmekten ve kötülemekten Linux’a olan sevgiye evrim geçirdi!
 

Linux, masaüstü ortamları koleksiyonuyla ünlüdür. Bugünün dağıtımları, çeşitli masaüstü sürümleriyle birlikte gelir. Ancak en popüler iki masaüstü, Linux’un ilk günlerinde başladı: KDE, 1996’da başladı. Terminal’in Linux’u yönettiği bir dönemde ilk büyük grafik masaüstüydü. Bir yıl sonra, GNOME masaüstü boy gösterdi.

Nereden nereye, işte bugün buradayız, Linux doğalı neredeyse 30 yıl olmuş ve büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Linux, yıllar öncesiyle bugün aynı değil. Yıllar ilerledikçe daha da gelişmiş olacak.

2 thoughts on “Linux: 30. Yılına Bir Linux Yazısı

  1. Aynen öyle bende madrake ile başladım ilk de hatta bazı tipler mandrakeyi linux den saymıyorlardı. Şaka gibiydi mandrake kullanıyorum demeye çekiniyordum. sonra ubuntu ile tanıştım. gnome garip hal alınca mint e geçtim.

    1. Şu an ben ana sistem olarak kendi Openbox sistemimi kullanıyorum.Bunun yanında Gnome da bilgisayarımda kurulu, ancak direk geldiği haliyle değil, kendi tasarladığım haliyle. Bunun ekran görüntülerini de paylaşacağım. Demem o ki, Gnome şu haliyle, biraz düzenlenince gayet kullanışlı bir masaüstü ortamı haline dönüşüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir